OTOKAR, her yıl cirosunun ortalama yüzde 4’ünü Ar-Ge çalışmalarına ayırıyor

Otokar Genel Müdür Yardımcısı Murat Ulutaş

Ar-Ge Merkezinizin kuruluşundan ve genel olarak faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?

OTOKAR, Türkiye’nin sanayileşme ve modernleşme atılımlarını başlattığı yıllarda, ülkenin ilk otobüslerini üretmek amacıyla 1963 yılında kuruldu. Kuruluşundan günümüze kendi teknolojisini geliştirerek, ürünlerinde yerli marka ve milli kimlik özelliğini korumayı başarabilen ender kurumlardan biri oldu. Yabancı ortaklığı bulunmayan, Sakarya’da 552 bin metrekarelik fabrikasında üretim faaliyetlerini yürüten OTOKAR, sürekli artan yatırımlarıyla, Türk otomotiv sektörünün ve savunma sanayisinin öncü kuruluşlarından biri oldu. 1980’lerde Türkiye’de ilk bilgisayar destekli tasarım uygulamasını gerçekleştiren OTOKAR, Ar-Ge’ye verdiği önem neticesinde sahip olduğu geniş ürün ailesi ile sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da gören, ürünleri 5 kıtada, 60’tan fazla ülkede kullanılan, özgün ve fikri mülkiyet hakları kendisine ait araçlarla dünya markası oldu. Otokar’ın Ar-Ge alanındaki tüm faaliyetleri 2004 yılında Ar-Ge Merkezi çatısı altında toplandı.

Bugüne kadar merkeziniz bünyesinde yaptığınız / hazırladığınız örnek çalışma ve projeler nelerdir?

Yaklaşık 50 bin metrekarelik alanı Ar-Ge için ayıran OTOKAR’ın Ar-Ge Merkezi’nde Hidrolik Yol Simülatörü, Balistik Laboratuvarlar, Dinamometreli Klimatik Oda, EMC/EMI Laboratuvarı, Elektrik Elektronik Laboratuvarı, Araç Test Pisti, 6 Eksenli Simülatör, Mayın Simülasyonu Düşürme Test Standı gibi önemli tesisleri yer alıyor. Otokar Ar-Ge Merkezi bünyesindeki akredite laboratuvarlar farklı sektörlerin de kullanımına sunuluyor.

OTOKAR küresel rekabet ortamında faaliyetini sürdürürken, ürün kalitesini sürekli artırmak amacıyla ileriki yılların teknolojilerini bünyesine adapte etmek üzere Ar-Ge faaliyetlerini yürütüyor, planlıyor ve faaliyetlerin sonucunda elde edilen bilgi birikimlerinden her zaman optimum şekilde fayda sağlamayı amaçlıyor.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Merkezleri Performans Ölçüm Endeksi’nde otomotiv alanında 2012 birincisi ve 2013 ikincisi olan OTOKAR, sadece 2014’te yaptığı 68 patent başvurusu ile Türkiye’nin Patent Ligi’ndeki beşinci firma oldu.

Merkez, mevcut ürün gamında sürekli geliştirme ve iyileştirmeler yaparken pek çok ilke de imza atıyor. OTOKAR’ın Ar-Ge kabiliyeti sayesinde ticari araç sektörüne kazandırdığı ilklerden bazıları şöyle;

1963 Türkiye’nin ilk şehirlerarası otobüs üretimi

1964 Türkiye’nin ilk frigorifik kasalı treyler üretimi

1969 Türkiye’nin ve Avrupa’nın ilk küçük otobüsü

1985 Otomotiv’de ilk bilgisayar destekli tasarım çalışmaları

2002 Türkiye’nin ilk ADR sertifikalı alüminyum tanker semi-treyleri

2007 Türkiye’nin ilk hibrit otobüs üretimi

2012 Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsü

2015 CoMoSeF projesi ile Türkiye’nin akıllı otobüsü

Firmanızın Ar-Ge çalışmaları ve teknoloji, inovasyon vb. konulardaki yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektörde 55’inci yılını kutlayan OTOKAR, Ar-çalışmalarına, teknoloji ve inovasyona önem vermekte ve yatırım yapıyor. Cirosunun her yıl ortalama yüzde 4’ünü Ar-Ge çalışmalarına ayırarak 10 yılda 483 milyon TL’lik Ar-Ge harcaması gerçekleştiren OTOKAR, son 10 yılda toplam 269 adet patent, faydalı model ve endüstriyel tasarım başvurusunda bulundu.

Dünyanın sayılı modern test merkezlerini bünyesinde barındıran Ar-Ge Merkezi ile Otokar, kullanıcı beklenti ve ihtiyaçlarına en uygun araçları en kısa sürede geliştirebilmektedir. Sahip olduğu bu güç sayesinde Otokar bugün sektörün öncüsü şirket konumundadır.

Otokar Ar-Ge çalışmaların büyük bir bölümünü de üretim süreçlerinde endüstri 4.0 ve dijitalleşme uygulamalarının geliştirilmesine yönelik projeler oluşturmaktadır. Bu kapsamda Otokar, sektöründe fark yaratacak uygulamalara da imza atmaktadır.

Ar-Ge Merkezinizin firmanıza genel olarak ne tür katkıları oluyor?

OTOKAR’ın en güçlü yanı sahip olduğu Ar-Ge kabiliyeti ile fikri mülkiyet hakları kendisine ait araçlar tasarlayabilmesi ve üretebilmesi. Otokar, Ar-Ge merkezi, nitelikli insan kaynağı, her yıl artırdığı Ar-Ge harcamaları ile sadece kendine, sektöre değil; Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltacak projelere de yön veriyor.

Bu projelerden biri de ulaşım sektörünün geleceğine ışık tutacak olan CoMoSeF. Otokar’ın Birliği Eureka Celtic-Plus kapsamında gerçekleştirilen CoMoSeF Projesi ile akıllı ulaşım sistemlerini desteklemek için geliştirilen kablosuz iletişim protokolü 802.11p’nin, toplu taşıma alanında ilk defa kullanılması Otokar Ar-Ge Merkezi’nin bir “başarı hikayesi” olarak öne çıkmış ve 2017 yılında Barselona’da Celtic İnovasyon Ödülü’ne layık görülmüştür.

Otomotiv sanayinde faaliyet gösteren firmaların bu alanlarda yaptıkları yatırımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye son 10 yılda Ar-Ge ve yenileşim politikalarında yetkinliğini hızla geliştiriyor. Bugün bilgi ekonomisinin dinamikleri ile hareket etmeye başladık. Son yıllarda Ar-Ge’nin giderek önem kazanması, yerli ve yabancı yatırımlarla devlet teşviklerinin hızla artması, ülkemiz adına heyecan verici gelişmeler oldu. Bugün dünya ekonomisine yön veren, bütçeleri ile birçok devlet bütçesini aşan dünya devi markaların Türkiye’den de çıkması ancak Ar-Ge’de, teknolojide ve inovasyonda yetkinliğin artmasıyla gerçekleşebilir.

Günümüzde küresel bir marka olmak, oldukça zor. Küresel marka olmanın kestirme bir yolu da olmadığı için bu hedefle ilerleyen şirketlerin odağında ürünleriyle müşterilerine yaşatacağı tecrübe olmalı. Günümüz dünyasında tüketicilerin ihtiyaçları sürekli değişiklik gösteriyor. Bu nedenle tüketici ihtiyaçlarını gerçek ve somut faydalar sağlayan projeler, doğru platformlarda; doğru stratejilerle tanıtılır, kurum ile ürün/hizmetleri doğru iletişim kurgusuyla ülkesine, insanlara ve geleceğe olan fayda aktarılırsa başarının kapıları aralanır.