Amacımız müşterilerimizin dünyanın her yerinde aynı kaliteye ulaşması

“DAF XF ve CF, 2018 yılında yılın kamyonu olarak seçildiler ve kullanıcılarına yüksek kalite ile performans sunuyorlar. Dizel kategorisinde en iyi performanslardan birini sunuyorlar ve kendi segmentlerinde en iyiler diyebiliriz. Kamyonlar üzerinde yapılan çalışmalar ve testler, DAF XF ve CF’in mükemmele yakın performans sunduğunu ortaya koyuyor.”

DAF Trucks Türkiye Genel Müdürü Gregor Van Der Mark

 Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Genel olarak kariyerinizden, otomotiv sektöründeki çalışmalarınızdan ve özel olarak DAF Trucks Türkiye içerisindeki görevinizden bahsedebilir misiniz?

Hollanda’nın Hilversum şehrinde dünyaya geldim. Aynı şehirde büyüdüm. Üniversite eğitimimi Amsterdam’da, ekonomi üzerine yaptım. 2016 yılından bu yana İstanbul’da yaşıyorum. Nijeryalı bir eşim var ve kendisiyle 2017 yılında burada, Türkiye’de evlendik.

Kariyerime Hollanda’da ve İngiltere’de IT üzerine hizmet veren firmalarda çağrı merkezi aplikasyonları üzerine danışmanlık yaparak başladım. Belirli bir süre bu işlerde çalıştıktan sonra otomotiv sektöründeki kariyerim başladı.

DAF Trucks bünyesinde 12 yıldır çalışmalarımı sürdürüyorum. İlk olarak 2006 yılında DAF Telematics departmanında satış ve pazarlamadan sorumlu olarak göreve başladım. Daha önceki işlerimde danışman olarak elde ettiğim deneyimlerim burada çok işime yaradı. İki yıl sonra, 2008 yılında, Satış Operasyonları departmanında Uluslararası Direktör olarak atandım ve farklı görevler üstlenmeye başladım. Burada İsrail, Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Kazakistan ve Gürcistan’dan sorumluydum. 2012 yılında DAF’ın en önemli satış organizasyonlarından biri olan DAF Hollanda’da Genel Müdür Yardımcısı olarak görevlendirildim. 2014 yılında ise Genel Müdürlüğe atandım. DAF Trucks Türkiye bünyesindeki atamamda aslında bu görevimle birlikte başladı ve hazırlıklar 2 yıl kadar sürdü. Ardından da 2016 yılında Türkiye’ye geldim. Burada 5 yıl süreyle görev alacağım.

 

Buradaki görevimiz, maksimum 6 büyük bayi ve ek olarak servis atölyeleri ile verimli ve karlı bir network ağı kurmak ve yüzde 10 pazar payına ulaşmak.

 

DAF Trucks Türkiye, ticari araçlar alanında üretim yapan dünyanın en büyük şirketlerinden biri. DAF Trucks Türkiye’nin genel yapılanmasından ve faaliyet alanlarından bahsedebilir misiniz?

DAF Trucks Türkiye’nin yapılanması ve çalışma şekli, Avrupa’dan ya da dünyanın geri kalanından farklı değil. Amacımız ürünlerimizi kullanan tüketicilerin dünyanın her yerinde aynı kaliteye ulaşması.

Ürünlerinizden kısaca bahseder misiniz? Hangi araçlarınızla ön plana çıkıyorsunuz?

DAF XF ve CF, 2018 yılında yılın kamyonu olarak seçildiler ve kullanıcılarına yüksek kalite ile performans sunuyorlar. Dizel kategorisinde en iyi performanslardan birini sunuyorlar ve kendi segmentlerinde en iyiler diyebiliriz. Kamyonlar üzerinde yapılan çalışmalar ve testler, DAF XF ve CF’in mükemmele yakın performans sunduğunu ortaya koyuyor.

Üretiminiz nerede yapılıyor? Türkiye’de üretim bulunuyor mu?

Türkiye’de herhangi bir üretim alanımız bulunmuyor. Üretim aşamasında kullanılan birçok ürünü Türkiye’den temin ediyoruz ve burada bir tesisin bulunması son derece mantıklı. Ancak şu an için böyle bir durum ya da çalışma yok.

Üretim tesislerimiz tasarım ve geliştirme Hollanda’da, motor fabrikalarımız Hollanda ve Amerika’da, kabin fabrikamız Belçika’da, aks fabrikamız Belçika’da, hafif ticari araç montaj hattımız İngiltere’de ve ağır ticari araç montaj hattımız Brezilya ve Hollanda’da.

DAF Trucks’ın Türkiye ve yakın pazarlara bakış açısı nasıl? Özellikle son dönemdeki ekonomik ve siyasi gelişmeleri de değerlendirdiğinizde bizi nasıl görüyorlar?

Biz ağır ticari araç üreten bir firmayız. Hangi ekonomik ya da politik alanda olursa olsun, bizler kaliteli araç üretmeye odaklanıyoruz.

DAF Trucks, teknoloji yatırımları ve Ar-Ge ile de otomotiv sektöründe hem Türkiye’nin hem de dünyanın en büyük şirketlerinden biri. Son dönemde yapılan yatırımlardan kısaca bahseder misiniz?

Geleceğe dönük yatırımlarımız son hızıyla devam ediyor. İhtiyacımız olan kaliteli ürünleri üretebilmek içinde gelişime ve yatırıma ihtiyacımız var. Son yaptığımız çalışmalar arasında PACCAR için Belçika’da, 80 milyon Euroluk bir yatırımla açılan modern kabin boyama tesisi öne çıkıyor. Daha önce 20 milyon Euro yatırımla Eindhoven’da motor test tesisi, yine Hollanda’da, Rusya’da ve Panama’da yeni birer parça deposu açtık. Bu depolar stok sistemlerini hızlı şekilde güncelleyebiliyorlar. Aynı şekilde 200 milyon Euro yatırımla Brezilya’da açılan yeni fabrikamızı da söyleyebiliriz. PACCAR, şirketin geleceğine dönük şekilde inanılmaz bir bütçe ile yatırım yapıyor. Bu yatırımların ötesinde PACCAR, otomotiv sektöründe 75 yıldır pozitif şekilde yükselen bir firma olarak öne çıkıyor. Son derece ayakları yere basan, sağlıklı ve çalışması keyifli bir şirket. Ben de bir PACCAR / DAF çalışanı olduğum için gurur duyuyorum.

Türkiye ticari araçlar sektörü, kendi bölgesi başta olmak üzere Avrupa ya da dünyada nasıl bir konumda? Bu konumun geliştirilip iyileştirilmesi için ne tür adımların atılması gerekiyor?

Türkiye, konumu itibariyle ulusal çapta çok büyük bir nakliye talebine sahip çünkü burada henüz tam anlamıyla oturmuş bir raylı sistem yok. Aynı zamanda Türkiye Asya, Orta Asya ve Avrupa arasında bir köprü vazifesi görüyor.

Yeni Marmara yolunun yapımı ve 3. köprünün de açılması, Bursa ve İzmir’e olan bağlantının çok hızlı olmasını sağladı. Artık Avrupa’dan buralara karayolu ile çok daha hızlı ulaşma şansınız var. Türkiye tüm bu yatırımlarla konumunu çok daha iyi bir hale getirdi.

Şu anda gündemi meşgul eden Endüstri 4.0 konusunda Türkiye’nin genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda neler yapılması gerekiyor?

Akıllı lojistik çözümleri, hem ekonomi hem de insan faktörünü içerisine katan küçük yatırımlara ihtiyaç duyuyor. Gelecekte de lojistikteki en önemli konu sürücüler olmaya devam edecek. Lojistik sektöründeki kalite sistemlerin geliştirilmesi, yollardaki alanların oluşturulması ve tesislerin kurulması ile her zaman artırabilir ancak işin sonu gelip, sizi A noktasından B noktasına götüren sürücünün durumuna ve hareketlerine kalıyor. Eğer endüstri sürücülere yönelik yatırımlar yapmazsa, yerinde saymaya devam edecek. Eğitim, öğrenim, maaş gibi konulara bakıldığında sürücüler, 4.0 ile birlikte şirketlerin aslında en önemli parçalarından biri haline gelecekler. Bir sürücüye değeri 95.000 Euro olan bir kamyon ve 24.000 Euro olan bir treyler veriyorsunuz. Yük olarak da ortalama 100.000 Euroluk bir malzeme taşıyor. Bu, sürücünün durumu ile kıyaslandığında son derece büyük bir sorumluluk. Bugün Türkiye’de sürücülere yönelik çok önemli çalışmalar yapan şirketler görüyoruz. Biz de DAF Trucks olarak bu alana yönelik bazı çalışmalar yürütüyoruz.

Türkiye otomotiv alanında bir dünya lideri olabilir mi? Bunun için neler yapmamız gerekiyor?

Türkiye’nin konumu tüm dünya ile çok hızlı iletişim kurabilecek bir alanda bulunuyor. Bunun için atılacak doğru adımlarla Türkiye, her alanda bir dünya lideri olabilir. Buna otomotiv sektörü de dahil.

2018 yılı için markanız ve kurumunuz için genel öngörünüz nelerdir? Bu yıl içerisinde nasıl bir strateji ile hareket etmeyi düşünüyorsunuz?

2018 yılında da daha önceki yıllarda olduğu gibi networkümüzü daha genişletmeye ve artırmaya çalışacağız. Araçlarımızın satış sayısını ikiye katlamayı hedefliyoruz. Çünkü mükemmel bir performans sergiliyorlar. Ve tabii bu güzel ülkenin keyfini çıkarmaya devam edeceğiz.

Otomotiv sektöründe son dönemde dijitalleşme, otonom araçlar ve elektrikli çözümler gündemi meşgul ediyor. Teknolojik anlamda önümüzdeki günlerde bizleri neler bekliyor?

Hafif ticari araçlar segmentinde elektrikli çözümlerin ve şehir içi taşımacılığın giderek öne çıkan bir trend olduğunu görüyoruz. Orta segmentte ise daha çok hibrid çözümler, şehirler arasında çalışan dizel araçlar ve şehir içinde elektrik-hibrid araçlar söz konusu. Ağır ticari araçlarda ise akıllı ve ekonomik taşımacılık yapmak için uzun yol nakliyede dizele odaklanıldığını söyleyebiliriz.