Anadolu Isuzu olarak ihracatta büyük adımlar atmaya başladık

“Midibüs ve Otobüs pazarında da talebin eski yüksek seviyelerine daha dönmediğini görüyoruz. Biz 2017’de koyduğumuz hedeflere ulaştık. Yukarıda bahsettiğim gibi ihracat pazarlarımızda ise oldukça başarılı, rekorlarla dolu bir yıla imza attık.”

Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan

Türkiye’nin en büyük ticari araç üreticilerinden Anadolu Isuzu, Türkiye’nin yanında dünya çapında da etkin çalışmalar yapmaya devam ediyor. Anadolu Isuzu’nun genel yapılanmasından ve faaliyet alanlarından kısaca bahsedebilir misiniz?

Anadolu Isuzu bildiğiniz üzere Anadolu Grubu, Isuzu Motors Limited ve Itochu ortaklığında halka açık bir anonim şirket. Esas faaliyet alanımız kamyon, kamyonet, midibüs, otobüs ve pick-up gibi ticari araçların üretimi ve satışıdır. Üretimlerimize 1999 yılından beri Çayırova Şekerpınar’da güncel teknoloji ile kurulmuş yeni fabrikamızda devam etmekteyiz.

Anadolu Isuzu olarak Türkiye’de 5 farklı segmentte 25 model üretimi yapıyoruz. Çok uzun ömürlü motor teknolojilerine, konforlu sürüş özelliklerine ve yolcu konforuna sahip ticari araçlarımız var. Özellikle turizm ve servis taşımacılığında Anadolu Isuzu markası Türkiye’nin en büyük üreticileri içinde yer alıyor. Ayrıca Türkiye’nin en yaygın servis ve satış ağına sahibiz. Sadece Türkiye pazarı değil, ihracat pazarlarında da oldukça aktifiz. 14 yıldır Türkiye’nin Midibus ihracat şampiyonluğunu göğüslüyoruz. 2017 yılında 23 yıllık kendi rekorumuzu da kırarak bu başarıya imza attık. Tüm bunların haricinde çek Tatra grubu ile yakın zaman önce yaptığımız anlaşmayla birlikte Türkiye’de savunma sanayi için ağır kamyon geliştirme ve üretim faaliyetlerine de başlıyoruz. Bayi yapılanması ve servis ağında ticari araç sektöründe lider sayılırız. Özellikle yaygın servis ağımızla müşterilerimiz Türkiye’nin her yerinde araçlarını güvenle kullanabiliyor.

Son dönemde şirket içerisinde yeni bir yapılanma sürecinden geçildi. Anadolu Isuzu nasıl bir değişim sürecinde?

Anadolu Isuzu olarak ihracatta büyük adımlar atmaya başladık. İhracat pazarlarımızı ve distribütör ağımızı genişletiyoruz. Belki farklı ülkelerde de fabrika yatırımlarımız olacak. Kısaca burada agresif şekilde büyüme hedefimiz var. Yurt dışında birçok ülke belediyesi ve bakanlıkla yakın diyalog halindeyiz. Türkiye’de üretimini gerçekleştirdiğimiz araçlarımız çok beğeni topluyor. En büyük özelliğimiz Türkiye’de olduğu gibi yurt dışında da yaygın servis ve satış sonrası çalışmalarına önem vermemiz. Bir anda büyüme gerçekleşince ister istemez yönetim yapılanmasında da yeni adımlar atmaya başlıyorsunuz. Bunun yani sıra Anadolu Isuzu’nun en güçlü olduğu alanlardan birisi de satış sonrası hizmetler. Bu alanda da büyüyoruz ve daha da büyüyeceğiz dolayısıyla Satış Sonrası Hizmetler yapılanmamızda da değişikliklere gittik.

2017 yılında önemli lansmanlar gerçekleştirdiniz ve yeni ürünlerinizi piyasaya sürdünüz. Yılı genel olarak değerlendirir misiniz?

Otomotiv sektörünün aksine ticari araç sektöründeki talebin artmadığını görüyoruz. 2016’da %44 daralan kamyon ve çekici pazarının geçen yıla yakın adetlerde kapanmasını bekliyoruz. Çekici pazarındaki daralma inşaat kamyonlarındaki büyüme ile dengelenmekte. Sevindirici olan içinde bulunduğumuz 6t-16t kamyon segmentinde toparlanmanın yavaş yavaş başladığını görmemiz. Biz de bu segment kamyonlarımızla geçen yıla göre daha iyi bir performans gösterdik. Kamyonet segmentinin regülasyon geçişiyle oluşan erken alımlar sebebiyle geçen yılın üstünde kapanmasını bekliyoruz. Midibüs ve Otobüs pazarında da talebin eski yüksek seviyelerine daha dönmediğini görüyoruz. Biz 2017’de koyduğumuz hedeflere ulaştık. Yukarıda bahsettiğim gibi ihracat pazarlarımızda ise oldukça başarılı, rekorlarla dolu bir yıla imza attık.

Yılsonunda pick up pazarına yeni bir bakış açısı getiren D-Max’in lansmanını yaptınız. Bu üründe farklı bir satış ve pazarlama yolu izleyeceksiniz. Süreçle ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

Isuzu D-Max, geçtiğimiz senenin sonunda yenilerek Türkiye’de de satışa sunuldu. Yeni aracımız şehirli hayata uyum sağlayan tüm donanım özelliklerine sahip olduğu gibi, arazi şartlarına da geçmiş yıllarda edindiği deneyimlerle rahatlıkla uyum sağlayabiliyor. Burada kamyon DNA’sına sahip olması onu rakiplerine oranla daha güçlü ve güvenilir kılıyor. Pazara farklı bir bakış açısı getirme konusunda ise motor hacmini örnek gösterebilirim. Yeni 1.9 lt’lik motoru hem daha teknolojik, hem eski 2.5 lt motorla aynı gücü üretiyor, hem de daha düşük yakıt tüketimiyle cep dostu olduğunu gösteriyor. Bu aracımızın iletişim kampanyaları süresince Sn. Ozan Güven ile çalışıyoruz. Marka algısına ve ürünün hedefinde olan kitleye doğrudan etki ettiğini düşünüyorum.

Anadolu Isuzu olarak özellikle ihracat alanında agresif bir büyüme stratejisi izliyorsunuz. Bu alandaki çalışmalarınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?

İhracat departmanımız gerçekten yoğun bir çalışma süresinde. Gece ve gündüz kavramının olmadığı, sınırsız hizmet anlayışını belirlediğimiz bir dönemdeyiz. Agresif büyüme stratejimizde ekibimizin başarısı tartışılmaz bir gerçek. Ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleri üzerinde yoğunlaşmıştık. Ancak Sahra altı ve Afrika bölgesiı konusunda da istekliyiz ve bu bölgelerde yakın gelecekte daha fazla yer alacağız. Sadece araç satışı değil, satış sonrası hizmetlerde de dünyanın farklı bölgelerine yayılıyoruz. Bizim için satış sonrası hizmetler, ihracatta başarının anahtarı sayılıyor. Yurt dışında bizim tercih edilmemizin en büyük sebeplerinden biri, müşterilerimize her koşulda güven sunmamız.

Tüm dünyada Ar-Ge yatırımları her geçen gün önemini artırmaya devam ediyor. Sizin Ar-Ge yatırımlarınız ne düzeyde? Bu konuda yaptığınız çalışmalar hakkında genel bilgi verir misiniz?

Anadolu Isuzu’nun cirosu içinde Ar-Ge’nin payı %2,09. 2017 yılında da bir önceki yılın izinde, toplam yatırım rakamında artışla yüzdesel olarak aynı seviyelerde bir Ar-Ge bütçe payı gerçekleşmesini bekliyoruz.

Son dönemde otomotiv sektöründe konuşulan en önemli konulardan biri dijital dönüşüm. Siz de üretimini gerçekleştirdiğiniz ürünlerde yüksek teknolojiyi kullanıyorsunuz. Otomotiv sektörü açısından değerlendirdiğinizde gelecekte bizleri nasıl bir süreç bekliyor? Siz bu alanda geleceğe nasıl hazırlanıyorsunuz?

Otomotiv sektöründe Endüstri 4.0’ın varlığını yakın gelecekte daha fazla hissedeceğiz. Makinelerin gelişmesi, bu doğrultuda iş hızının artması ve nesnelerin birbirleriyle iletişimde olması her sektörde olacağı gibi otomotiv sektöründe de çağ atlatacak. Biz de bu doğrultuda çalışmalarımızı yapıyoruz ve en güncel teknolojileri kullanıyoruz. Ayrıca müşteri ilişkileri yönetimimizde de önemli bir adım attık. 2017 yılı CRM altyapımızı baştan aşağı yenilediğimiz ele aldığımız bir dönemdi. Şu an kurduğumuz ve kullanmaya başladığımız yeni alt yapımızla müşteri ilişkileri yönetiminde iddiali bir noktaya geleceğiz.

 Sizce 2018 yılı ve ilerisinde otomotiv sektöründe nasıl bir değişim olacak?

Artık elektrikli araçlar belirgin şekilde kendini gösteriyor. Bildiğiniz gibi uzaya bile elektrikli otomobil gönderdiler. Otomotiv sektörü adına en önemli konu bizce elektrikli araçlar ve akıllı şehirler olacak. İnsanlar tüm bilgilere akıllı telefonlarından ulaşabildikleri gibi, hiç bilmedikleri bir şehre gittiklerinde kendi dillerinde, doğru bilgiye her an ulaşabiliyorlar. Biz bunu gelecekte araçlarımıza entegre etmek istiyoruz. Elektrikli otobüs projemiz bu sene daha da şekillenecek. İlk aracı 2019’da üretmeyi istiyoruz. Bununla beraber akıllı mobilite sistemlerine de ağırlık vereceğiz.

Teknolojinin geldiği son nokta tüm sektörleri, üretim biçimlerini, kurumların yapılarını, satış ve pazarlama stratejilerini, tüketici ihtiyaçlarını ve daha birçok öğeyi baştan aşağı değiştiriyor. Sizce Türkiye bu gelişimin ve değişimin neresinde duruyor?

Aslında hepsi birbiriyle bağlantılı. Dijitalleşme ön görülemez şekilde büyüyor. Teknolojinin önüne geçme şansı yok. Bundan 5 yıl önce yeni diye tanıtılan bir şeyin üzerinden 2-3 nesil hatta bu telefonsa 5 nesil geçmiş oluyor. Sürekli yeni bir şey sunmazsanız çağın gerisinde kalıyorsunuz. Pazarlama stratejileri de tamamen değişti. Artık dijital dünyaya adapte olma zamanı. Basılı yayınlardansa dijital yayınlarla çalışmalar yapıldığında daha hızlı sonuçlar alınabiliyor. Elbette tüm yayınlara desteğimiz tam, ancak dijital tarafın hızı bizleri memnun ediyor.

Türkiye otomotiv alanında bir dünya lideri olabilir mi? Bunun için neler yapmamız gerekiyor?

Yakın tarihte bildiğiniz üzere Anadolu Grubu’nun da dahil olduğu bir yerli otomobil projesi hayata geçirildi. Dünya lideri olmak için çok uzun yıllar geçmesi gerekli ancak bir yerlerden başlamalıyız. Marka özelini düşünmeden, Türkiye’nin bir üretim üssü olduğunu söyleyebilirim özellikle Otobüs için de bu böyle. Otomotivi iyi biliyoruz, yan sanayi üreticileri çok aktif ve dünya markalarıyla çalışıyorlar. Aynı zamanda Türk işçisinin kalitesi de ortada. Yani aslında bir bakıma dünya lideriyiz, üretimde kalite olarak bu zaten gerçekleşiyor.