Devlet müdahalesi yatırımları etkileyebilir

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD Yönetim Kurulu üyeleri 6 Şubat 2018 Salı günü basın mensupları ile bir araya geldi. InterContinental İstanbul Otel’de düzenlenen basın toplantısında UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener, Türk lojistik sektörüne dair önemli gündem maddelerini basın mensupları ile paylaştı.

Türkiye’nin dış ticaretine yönelik değerlendirmeler ile sunumuna başlayan UTİKAD Başkanı Emre Eldener, uluslararası endeksler ışığında Türkiye ekonomisi ve lojistik sektörünü değerlendirdi. Eldener, ayrıca Türkiye’nin ekonomi ve dış ticaret hedefleri, 2017 yılında sektördeki gelişmeler ve UTİKAD’ın girişimleri ile 2018 yılında lojistik sektörüne dair beklentileri de paylaştı. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD, lojistik sektörüne dair 2017 değerlendirmesini ve 2018 yılı beklentilerini düzenlenen basın toplantısında dile getirdi.

UTİKAD Yönetim Kurulu üyeleri 6 Şubat Salı günü InterContinental Otel’de basın mensupları ile bir araya geldi. Kahvaltılı basın toplantısında UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener, sektörün durumuna dair ayrıntılı bir sunum yaptı. Lojistik sektörünün küresel büyüklüğü yaklaşık 7,5 trilyon dolar olduğunu belirten UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Emre Eldener; “2023 yılında küresel lojistik sektörünün büyüklüğünün 15 trilyon ABD Doları’nı aşması beklenmektedir. Ülkemizde lojistik sektörünün büyüklüğü ise 300 milyar TL’ye tekabül etmekte olup GSYH’nin yaklaşık %12’sini oluşturmaktadır. Lojistik sektöründeki faaliyetlerin yaklaşık %50’si doğrudan lojistik firmaları tarafından, diğer %50’si sanayi ve ticaret firmalarının kendileri tarafından gerçekleştirilmektedir” diye konuştu. Lojistik sektörünün dış ticaretten bağımsız olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirten UTİKAD Başkanı Eldener, “Dış ticaretin taşıma modlarına göre dağılımını değer bazında incelediğimizde taşımaların yüzde 62’sinin denizyoluyla, yüzde 23’ünün karayoluyla, yüzde 14’ünün havayoluyla yapıldığını görüyoruz. Önemini her noktada belirttiğimiz demiryolu taşımacılığı sadece yüzde 1’lik bir orana sahip ne yazık ki. Bu oranları ağırlık bazında incelediğimizde ise tablo çok büyük bir farklılık göstermiyor. Denizyolu yüzde 88’lik bir oranla ilk sırayı alırken karayolu yüzde 10, havayolu ve demiryoluyla yapılan taşımaların sadece yüzde 1’lik bir paya sahip olduklarını gözlemliyoruz” dedi.

Lojistik sektörünün 2017 yılı değerlendirmesini yaparken uluslararası endeksleri de göz önünde tuttuklarının altını çizen Eldener; “Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan Küresel Rekabetçilik Endeksi’ne göre Türkiye 137 ülke arasında 2016-2017 yıllarında 55. sırada yer alırken; 2017-2018 yılında 53. sıraya yükseldi. Ancak 2013-2014 yılarında yer aldığı 45. sıraya geri dönemedi. Küresel Rekabetçilik Endeksi Raporu, Türkiye için şunları söylüyor; ‘Kurumsal yapısını güçlendirmeli, iş gücü piyasasına girişi kolaylaştırmalı, finansal pazarların verimliliği ve kararlılığı sağlanmalı.’ Ayrıca çalışmada idari politikalardaki istikrarsızlık, finansmana erişim, eğitimsiz iş gücü ve döviz politikaları, iş yapma ortamına olumsuz etki eden faktörler olarak belirtilmiş. Bu tabloya bakıldığında serbest piyasa koşullarında rekabetçiliği engelleyen uygulamaların ve kamu müdahalelerinin Türkiye’nin küresel arenada rekabetçi yapısını zedelemekte olduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz” dedi.

The Heritage Foundation ve The Wall Street Journal tarafından hazırlanan Ekonomik Özgürlük Endeksi’ne de değinen UTİKAD Başkanı; “Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşlardan elde edilen veriler ile 4 ana kriter göz çerçevesinde hazırlanan çalışma bir nebze olsun yüzümüzü güldürüyor. Çünkü 2016 yılında yaşanan olaylar neticesinde 79. Sıraya gerilediğimiz bu endekste 2017 yılında 170 ülke arasında 60. sıraya yükselmiş durumdayız. Ancak Ekonomik Özgürlük Endeksi 2017 Raporu’na göre Türkiye’de; girişimciliği kısıtlayan ciddi engeller bulunuyor, çeşitli hizmet ve ürünlerde fiyatlar devlet tarafından belirleniyor ve iş gücü pazarının esnek olmaması dinamik bir ekonominin ortaya çıkışını engelliyor. Geçtiğimiz aylarda ordino belgesine getirilen tavan ücretle ilgili tüm açıklamalarımızda bu konunun altını çizmiştik. Kamunun serbest piyasa dinamiklerine müdahale etmesi ve yüksek belge ücretleri gibi girişimciliği engelleyen yaptırımlar, yatırım ortamını bozarak yerli ve yabancı sermayeyi yurt dışına kaçırma tehlikesi taşıyor ve ayrıca endeksteki yerimizin düşmesi söz konusu olacak” diye konuştu.