“Türk otomotiv sektörü bölgesinde en yüksek bilgi ve birikime sahip pazar”

“Mercedes-Benz Türk olarak Endüstri 4.0 konularında hem hayata geçmiş uygulamalarımız mevcut, hem de planladığımız yatırımlarımız var. Amacımız dijital teknolojiler ile müşterilerimizi, araçlarımızı ve tüm süreç zincirimizi bugünden daha farklı bir şekilde entegre etmek.”

Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Müdürü Bahadır Özbayır

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Genel olarak kariyerinizden, otomotiv sektöründeki çalışmalarınızdan ve özel olarak Mercedes-Benz Türk içerisindeki görevinizden bahsedebilir misiniz?

Egeliyim, Lise öğrenimimi İzmir Atatürk Lisesi’nde, yüksek öğrenimimi ise Ege Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde tamamladım. İzmir’de kısa süre bir tekstil firmasında çalıştıktan sonra yüksek lisans için Almanya’ya gittim. Karlsruhe Teknik Üniversitesi, şimdiki adıyla Karlsruhe Intitute of Technology Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirerek Türkiye’ye döndüm. 1984 yılında, o zamanki ismi Otomarsan olan Mercedes’te işe başladım. İlk görevim, yeni kurulacak olan Aksaray Kamyon Fabrikası proje grubunda Planlama Mühendisliği idi. Montaj holünün makina teçhizat ve iş akışı planlamasından sorumluydum. Daha sonra projenin koordinasyonundan sorumlu Kısım Müdürü olarak fabrikanın 1986 yılında açılışı ve ilk bir yıllık üretimden sonra Finans/Controlling bölümüne geçtim. 10 yıla yakın süre kamyon ve otobüs ürün gruplarının Mali Proje Planlama ve Kontrol Kısım Müdürü olarak görev yaptım. 1998 yılında satış bölümüne geçtim ve o zamandan beri Kamyon Pazarlama ve Satış Müdürü olarak görevimi sürdürüyorum. Mesleki kariyerime baktığımda kendimi şanslı addediyorum. Endüstri mühendisliğinin çok faydasını gördüm. Mercedes’in kamyon operasyonunu sıfır noktasından bu güne kadar tüm safhaları ile takip etmek, içinde bizzat yaşamak ve gelişimine katkıda bulunmak imkânını buldum. Teknik planlamasına katkıda bulunduğum Aksaray fabrikamızda üretilen ürünlerin yıllar boyu finansal performanslarını takip ettikten sonra bu ürünleri satma mutluluğuna eriştim. Netice itibariyle kamyona adanmış 34 yıldan bahsediyoruz. Bu nedenle mesleğim mühendislik, görevim satış ve pazarlama da olsa, kendimi “kamyoncu” olarak tanımlıyorum. Bunu da her yerde ne iş yaparsınız denildiğinde gururla söylüyorum. Bu arada uzun yıllardır Ağır Ticari Araçlar Derneği TAİD’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüyorum. Bu sayede Mercedes-Benz Türk’teki tecrübe ve birikimimi sadece firmam için değil, tüm ağır vasıta sektörünün gelişimi için değerlendirmekten de mutluluk duyuyorum.

Evliyim, baba mesleğini seçen bir kızım var. Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirdi, şu anda Barselona’da CEMS programı çerçevesinde Uluslararası Yönetim dalında master yapıyor. Babası gibi kamyoncu olur mu bilmem, ancak yıllarca benimle birlikte kamyonu yaşadığını ve bir zamanlar sosyal medyada şifreli isminin “Atego” olduğunu biliyorum.

Uzun yıllardır bu sektör içerisindesiniz. Otomotiv sektörü sizin için genel olarak ne ifade ediyor? Bu sektörü seçmenizdeki temel etmenler nelerdir?

Dediğim gibi, ben gözümü otomotiv sektöründe açtım. Almanya’da okudum. Bu ekolden gelen her gencin olduğu gibi benimde gönlümde Mercedes’te çalışmak yatıyordu. Şanslıydım, bu kapı bana en başta açıldı. Otomotiv Türkiye’nin lokomotif sektörlerinin başında geliyor. Ağır ticari araçların ise çok özel bir yeri var. Netice itibariyle kamyonlar, çekiciler, otobüsler birer yatırım malı. Üretimleri ile yan sanayi ve istihdama katkılarının yanı sıra, kullanıldıkları alanlar itibariyle ekonomiye direkt katkıda bulunuyorlar. Biz Mercedes-Benz Türk olarak Türkiye’nin en büyük kamyon ve otobüs üreticisiyiz ve her iki üründe de uzun yıllardır açık ara pazar lideriyiz. Bu nedenlerle otomotiv sektöründe ve özellikle üretim yaptığımız ağır vasıta sektöründe çalışmaktan son derece mutluyum.

Mercedes-Benz Türk ağır vasıta pazarına da çalışmaları ile öncülük etmeye devam ediyor. Şirketin Türkiye’deki yapılanması ve genel durumundan bahsedebilir misiniz?

Mercedes-Benz Türk bu yıl 50. yılını kutluyor. Türkiye’de 50 yıldır şehirlerarası ve şehiriçi otobüslerin üretimini, satışını ve ihracatını yapıyoruz. Aksaray’da 30 yılı aşkın süredir kamyon ve çekici üretiyor, Türkiye’nin hizmetine sunuyor ve ihraç ediyoruz. Bize dokunan herkese yüksek teknolojiye sahip, kaliteli ürün ve hizmetlerimizle ulaşmak için Mercedes-Benz Türk ailesi olarak çalışmalarımızı sürdürüyor, üretimimizi, ihracatımızı, yatırımlarımızı artırıyor ve istihdam yaratmaya devam ediyoruz.

Aksaray Kamyon Fabrikası’nda üretilen çeşitli tonajlardaki kamyonlarımız ile Türkiye’nin ihtiyacı olan ürünleri sunuyor, 6 ton ve üzeri Türkiye kamyon pazarında liderliğimizi uzun yıllardır sürdürüyoruz. 1986 yılından bu yana 230.000 adedin üzerinde kamyon üretimine ve 37.000’in üzerinde kamyon ihracatına imza attık. Bugün Türkiye’de üretilen her üç kamyondan ikisinde Mercedes-Benz Türk’ün imzası var.

2016 yılında çekici ve kamyon ürün gamımızı bir kez daha tamamen yeniledik. Bugün bu pazarda hala Türkiye’de en fazla aracını üreten ve satan biziz. Bizlere güvendikleri için başta müşterilerimiz olmak üzere başarımızda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Türkiye pazarında hangi ürünlerinizle ön plana çıkıyorsunuz? Daha çok tercih edilen ve satışı yapılan ürünleriniz hangileri?

Uzun vadede bakıldığında Türkiye’de verimlilik nedeniyle nispeten düşük tonajlı rijit kamyonlardan daha ağır tonajlı çekici sınıfına kayış olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda çevre duyarlılığı artacak ve yeşil lojistik konusu sektörde gelecekte en çok konuşulan konu olacak. Tam da bu noktada bugün Mercedes-Benz çekicileri ile pazarda ilgi görüyoruz. Mercedes-Benz Actros 1842 ve 1845 çekicilerimiz bugün en yoğun ilgi gören araçlarımız. OM 471 motorlu Actros araçlarımız düşük yakıt tüketimi, % 20 daha uzun ömürlü motorları ve güçlü motor frenleri ile pazarda ön plana çıkıyor. Konfor, güvenlik ve sürüş dinamiği alanlarında iddialı olduğumuz Actros çekiciler, 120.000 km’ye çıkan bakım aralıkları ve % 20 oranında düşen bakım maliyetleri ile dikkat çekiyor.

Yoğun ilgi gören ikinci büyük ürün grubumuz ise inşaat araçlarımız. Mega alt yapı projeleri özellikle ağır inşaat sınıfı şantiye araçlarının pazarını ciddi anlamda büyütüyor. Bu çalışmaların hızla devam ettiğini ve pazara olumlu etkinlerini özellikle son 2 yılda görüyoruz. 6×4 ve 8×4 betonmikser ve damperli araçlarımız inşaat sektörü tarafından yoğun ilgi görüyor. Son bir yıldır piyasada hızlıca hak ettikleri yeri alan yeni nesil Mercedes-Benz inşaat aracı Arocs’lar güçleri, sağlamlıkları ve verimlilikleri ile tüm pazar için bir referans teşkil ediyor. Büyük projelerde kullanılan Mercedes-Benz kamyon sayıları da bunu gözler önüne seriyor.

Mercedes-Benz’in hafif kamyonu Atego, pazara sunulduğu günden beri sınıfının lideri. Çevikliği, düşük yakıt tüketimi ve konforu ile 9-21 ton kategorisinde en fazla tercih edilen araç konumunda.

Mercedes Benz Türk, teknoloji yatırımları ve Ar-Ge yaklaşımı ile de hem Türkiye’nin hem de dünyanın en büyük otomotiv şirketlerinden biri. Son dönemde yapılan yatırımlardan kısaca bahseder misiniz?

Şirketimizin son 50 yılda olduğu gibi bugün de yatırımları artarak devam ediyor. 2017 yılında yeni bir AR-GE Merkezi için yatırımımızı duyurduk. Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası’nda 8.4 milyon Avro‘luk yatırımla, yaklaşık 40 bin metrekare alanda kurulacak olan ve 2018 yılında faaliyete geçmesi planlanan yeni AR-GE Merkezi, dünyaya uzun yol testleri sunan tek merkez haline gelecek. Daha önce bu testleri Almanya’da üretilen prototiplerle Almanya yollarında yapıyorduk. Artık bu testlerin tamamını bizler Türkiye’ye getirdik. Ayrıca, AR-GE Merkezi sayesinde bütün dünya için prototipleri de biz Türkiye’de, Aksaray‘da üreteceğiz. Bu ürettiğimiz prototiplerin denemelerini Türkiye’de yapabilir durumda olacağız.

2016 yılında Aksaray Kamyon Fabrikası için 113 milyon Avro’luk yatırım planımızı açıkladık. Bu yeni yatırımla Aksaray Kamyon Fabrikası‘nda oluşturacağımız yeni tesisler ve üretime dâhil edeceğimiz yeni makine ve ekipmanlar sayesinde üretim kapasitemizi ikiye katlamayı hedefliyoruz.

Mercedes-Benz Türk olarak hem teknoloji ve üretime, hem üretim süreçlerimizi optimize etmeye, hem insan kaynaklarına, hem yeni iş modelleri geliştirmeye sürekli yatırım yapıyoruz.

Özellikle ağır vasıta alanında teknolojik anlamda ne tür gelişmeler olacak kısa vadede? Türkiye’de üretimi gerçekleştirilen ağır vasıtaların teknolojik altyapılarında nasıl bir süreç izleniyor?

Artık sensörler, mobil cihazlar ve uygulamalar dünyasına girdik. Telematik dünyası da denilebilen bu yeni dünyada bugüne kadar elimizde olmayan verilere ulaşabileceğiz. Bu verilerin analizi ile de bugün alamadığımız kararları çok daha önceden ve doğru olarak alabileceğiz.

Bir ticari aracın arıza ve bakım aralıklarını uzatmak ve aracın sürekli kullanılabilir olmasını sağlamak hem son müşterimiz hem de şirketimiz için çok önemli bir kazançtır. Potansiyel müşterilerimize tüm araç bilgilerini mobil cihazdan sunabilmek, resmi bir teklifi mümkün olan finansman imkânları ile dakikalar içerisinde sunabilmek çok önemli bir katkıdır. Veya ıssız bir bölgede yolda kalmış müşterimize sanal gerçeklik üzerinden talimatlar ile yardımcı olabilmek çok önemli bir değerdir. Biz de Mercedes-Benz Türk olarak bu konulardaki çalışmalarımızı son derece önemsiyoruz. Tamamen bir Mercedes markası olan FleetBoard ile araçlarımıza telematik desteği vermek üzere çalışmalarımız devam ediyor.

Verimliliği artırabileceğimiz bir diğer konu ise araçların yarı otonom sürüşlerini sağlayarak yakıt tüketimini minimize etmek. Yolu, yoldaki dönüşleri, iniş ve çıkışları hatırlayan bir kamyon veya çekici aynı yolda bu farklılıkları algılayabilir ve aracı buna göre kullanarak yakıt tüketimini minimum düzeyde tutabilir.

Kısacası verimliliği artıran her projeyi araştırmaya ve çalışmaya değer buluyoruz. Bugün bu anlayışla çalışıyor, her türlü teknolojik yeniliği kendi alanımızda nasıl kullanabileceğimizi değerlendiriyoruz.

Bahadır Özbayir (1)Türkiye ağır vasıta pazarı, kendi bölgesi başta olmak üzere Avrupa ya da dünyada nasıl bir konumda? Bu konumun geliştirilip iyileştirilmesi için ne tür adımların atılması gerekiyor?

Öncelikle ağır ticari araç pazarının otomotiv sektörü içerisindeki konumundan bahsetmek isterim. Ağır ticari araç pazarı bir ülkenin ekonomik gelişiminde büyüme dönemlerinde ilk artış gösteren, küçülme dönemlerinde ise ilk düşüş görebileceğiniz pazardır. Dolayısıyla ticari araç pazarı adeta ekonominin barometresi gibidir. Böyle baktığınızda Türkiye ağır vasıta pazarı iniş çıkışlara rağmen hala büyümeye devam ediyor. Ekonomik olarak en verimli yıllarda 40.000 mertebesinde olan bir genel pazardan bahsediyoruz ki bu Avrupa’nın 4.büyük pazarı olduğumuz anlamına geliyor.

Türk otomotiv sektörü bölgesinde en yüksek bilgi ve birikime sahip pazardır. Artık sadede üretim yapmayan hatta mühendislik ihraç eden konuma gelmiştir. Bu konumun geliştirilmesi için sektör içinde tüm paydaşlar ile el birliği ile çalışmak gerekiyor. Altyapı, yan sanayi, ikinci el, dağıtım ağları vb. hepsi bir bütünün halkaları. Bunların senkronizasyonu Türk otomotiv sektörünün gelişimini belirleyecektir.

Şu anda gündemi meşgul eden Euro 6 konusunda Türkiye’nin genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda neler yapılması gerekiyor?

Üreticiler olarak bizler 2016 başından itibaren Euro 6 motorlu araçları satışa sunmaya başladık ancak 2015 yılından kalan Euro 5 stoklarının satışı da paralel olarak devam etti. 2017 yılından itibaren yeni araç pazarının tamamen Euro 6 olduğunu söyleyebiliriz. Bizim Euro 6 araçlarımız daha ekonomik ve daha güçlü. Yeni nesil motorlarımızın ortak temel özellikleri; eski seriye göre daha yüksek motor gücü ve daha yüksek performansa sahip olmaları, Euro 5’e göre önemli oranda düşük yakıt sarfiyatı sunmaları, % 20 daha uzun motor ömrüne sahip olmaları ve daha yüksek motor freni performansı sağlamaları. Euro 6 motorlu araçlar ilk etapta alım maliyeti daha yüksek araçlar olarak görülse de uzun vadede daha fazla verim anlamına geliyor. Bunu gören müşterilerimiz de yatırımlarını bu doğrultuda gerçekleştiriyorlar. Hem daha verimli hem daha çevreci ürünleri sunmak için pazarın tüm paydaşları çalışmalarını sürdürüyor. Euro 6 normuna uygun yakıt tedarikinde yurt içinde bir sorun yok. Ancak güney komşularımıza ve Türki Cumhuriyetler’e nakliyede kullanılan araçların, bu ülkelerde uygun yakıtı bulmaları zor. Bu nedenle bu ülkelere çalışan firmalar şimdilik yeni araçlara mesafeli duruyor. Batu’ya çalışan uluslararası nakliye firmaları ise yenileme ve kapasite artışı yatırımlarında doğal olarak Euro 6 normundaki araçları tercih ediyorlar.

Otonom sürüş, elektrikli motorlar ve bağlı araçlar gündemdeki diğer konu başlıkları. Türkiye’nin bu alandaki yatırımlarının geç kaldığı konuşuluyor. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir? Otomotiv alanında yaşanan Endüstri 4.0 değişimine hazır mıyız?

Dijitalleşme artık hayatımızın her noktasında, bindiğimiz arabalardan, taktığımız saatlerden, yaşadığımız evlerden, kısacası yaşamımızın her alanında karşımıza çıkıyor. Bu sebeple Türkiye’de de artık endüstri 4.0’dan oldukça yoğun bir şekilde bahsediyoruz, nesneler birbirleriyle konuşabiliyorlar. Dijitalleşme ve Endüstri 4.0, insanlığın endüstrileşme sürecinde gerçekleştirdiği diğer büyük devrimler gibi bize eşsiz bir pencere daha açıyor. Öğrenen ve analiz edebilen bu sistemler, sadece analiz etmekle kalmıyor aynı zamanda diğer tüm öğrenebilen, analiz edebilen sistemlerle iletişime geçiyor. Özellikle küresel çağda bu uyum ve rekabet avantajının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Mercedes-Benz Türk olarak, biz de bu teknolojik gelişmelere her geçen yıl daha fazla bütçe ayırıyoruz ki bu dönüşümü hızlı ve en iyi bir şekilde sağlayabilelim. Bu sebeple IT ve Geliştirme birimleriyle yakın işbirliğimiz var. Nihai hedefimiz verimliliği artırarak son müşteri tecrübesini maksimize etmek.

Bizde olduğu gibi Türkiye’de birçok sektörde hem özel hem kamu kurumlarında bu yönde çalışmalar olduğunu biliyoruz. Bu konuda da yine sektörler arası ve sektör kamu işbirliğinin önemi büyük. Yani bu konuda yatırımların Türkiye’de devam ettiğini düşünüyorum. Değişime hazır olmaktan ziyade Türkiye’deki değişimde her birimiz bizzat değişimi yönlendirenler olacağımızdan hepimize büyük görev düşüyor. Ayrıca hızlı hareket etmeliyiz ve bu trendi kaçırmamalıyız.

Mercedes-Benz Türk Aksaray Kamyon Fabrikası (2)Mercedes-Benz Türk’ün Türkiye’deki yapılanması, Endüstri 4.0 konusunda nasıl bir süreç izleyecek?

Geçtiğimiz yıllarda endüstri 4.0 kapsamında yıllık bir milyon Avro’ya yakın bütçe ayırdık ve bu bütçenin her yıl daha da artacağı aşikâr. Mercedes-Benz Türk olarak endüstri 4.0 konularında hem hayata geçmiş uygulamalarımız mevcut, hem de planladığımız yatırımlarımız var. Amacımız dijital teknolojiler ile müşterilerimizi, araçlarımızı ve tüm süreç zincirimizi bugünden daha farklı bir şekilde entegre etmek.

Mercedes-Benz Türk olarak son kullanıcı müşterimize daha yakın olmalı, onların tecrübelerini firmamızın süreçlerine entegre etmeliyiz. Bu sebepten dolayı son müşterimize dokunan birçok mobil uygulamayı son yıllarda devreye aldık. Bu şekilde hem potansiyel müşterilerimize dokunuyoruz, hem de mevcut müşterilerimizin tecrübelerini iyileştiriyoruz.

Kamyon üretiminde ise dijitalleşmeden dolayı üretim bölümünde büyük bir verimlilik elde ettik. Bu sayede hem üretim rakamlarımızı ve üretim hedeflerimizi mobil cihazlar ile izlenebilir hale getirdik hem de bir uygulama üzerinden kapasite planlaması yapılırken farklı istasyonlardaki kapasiteleri görünebilir hale getirdik.

Ürün tarafında kamyonlarımızın faaliyetlerinin merkezi olarak izlenebiliyor durumda olacağı sistemimiz üzerinde son birkaç işlemimiz kaldı. Bu sayede son müşterilerimize çok farklı mobil servisler sunabiliyor olacağız.

2017 yılı için markanız ve kurumunuz için genel öngörünüz nelerdir? Bu yıl içerisinde nasıl bir strateji ile hareket etmeyi düşünüyorsunuz?

2016 yılında pazar, Türkiye’de alışık olduğumuz 6 ton ve üzeri kamyon ve çekici toplam pazarının yaklaşık yarısı kadar oldu. 2017 başında yüzde 20’lere kadar artan bu daralma, son aylarda düştü ve geçen yıla olan ara neredeyse kapandı diyebiliriz.

Tabii ki yine de pazar istenilen seviyelerde değil. Özetle 40.000 dolaylarında olabilecek pazarın 20.000 dolaylarında seyrettiğini düşünecek olursak ağır ticari araç grubunda pazar daralması son 2 yılda yüzde 50 seviyelerinde olduğunu söyleyebiliriz. 2017 yılının 2016 yılına benzer bir yıl olacağını düşünüyoruz. Pazarda toplam satış adetleri aşağı yukarı aynı seviyede kalsa bile çekici pazarında önemli bir daralma, inşaat kamyonları pazarında ise büyük bir artış gözlemliyoruz.

Bu yıl için hedefimiz, yeni ürünlerimizi detaylı olarak tanıtmak, teknolojik üstünlükleri ve verimliliklerini sahada kanıtlamak, sıkı müşteri iletişimi ile ürünlerimizi geliştirmek ve geleneksel yüksek pazar payı ile liderliğimizi sürdürmektir.